74010/11-judgments-chamber-2013-09-24-15
CASE OF DEMBELE v. SWITZERLAND - [Turkish Translation] legal summary by the Turkish Ministry of Justice
September 24, 2013English (+ 3 other languages)3 min
Olaylar – İki jandarma görevlisi 2 Mayıs 2005 tarihinde, Cenevre’de yaşayan bir Burkina Faso vatandaşı olan başvurana kimlik kontrolü yapmak amacıyla yaklaşmıştır. Başvurana göre, kendisinin kimlik bilgilerini göstererek jandarma görevlilerinin talebini yerine getirmiş olmasına rağmen, jandarma görevlileri tarafından kötü muameleye maruz kalmıştır. Başvuran ayrıca, kapsamlı, hızlı ve bağımsız bir soruşturma yapılmamış olduğundan şikayetçi olmuştur.
Source coe.int
Facts
Dembele / İsviçre – 74010/11 - 24.9.2013 tarihli karar [II. Bölüm]
Olaylar – İki jandarma görevlisi 2 Mayıs 2005 tarihinde, Cenevre’de yaşayan bir Burkina Faso vatandaşı olan başvurana kimlik kontrolü yapmak amacıyla yaklaşmıştır. Başvurana göre, kendisinin kimlik bilgilerini göstererek jandarma görevlilerinin talebini yerine getirmiş olmasına rağmen, jandarma görevlileri tarafından kötü muameleye maruz kalmıştır. Başvuran ayrıca, kapsamlı, hızlı ve bağımsız bir soruşturma yapılmamış olduğundan şikayetçi olmuştur.
Hukuki Değerlendirme – Madde 3
(a) Esas bakımından – Tarafların olaylara ilişkin anlatımları, başvuranın kimlik kontrolü için belgelerini gösterip göstermediği hususunda birbirinden farklılık gösterirken, başvuranın sigarasını söndürmeyi birkaç kez reddettiği, jandarma görevlilerinden birinin sigarasını aldığında aşırı tepki gösterdiği, ortamda daha fazla bir gerginlik oluştuğunda yere yatmayı reddettiği ve jandarma görevlilerinden birinin başvuranı polis aracına götürmek için kolundan tutmayı denediğinde karşı koyduğu ve kaçmayı başardığı konularında mutabık kalınmıştır. Bunlara ilaveten, klinikte tespit edilen tıbbi bulgular jandarmalardan birinin kolunda ve boynunda zedelenmeler olduğunu, diğer jandarma görevlisininse kolunun ön kısmında iltihapla birlikte yüzeysel bir sıyrığın bulunduğunu kaydetmiştir. Bu deliller, başvuranın jandarma görevlilerine fiziksel direniş gösterdiğinin ve jandarma görevlilerinin güç kullanmalarının ilke olarak haklı gerekçelere dayandığının tespit edilmesi için yeterli niteliktedir. Kullanılan gücün başvuranın göstermiş olduğu direnişe göre orantılı olup olmadığı konusu halen bir sonuca bağlanmamış durumdadır.
Considerations
Bu bağlamda, başvuranın köprücük kemiğinin kırılması şüphesiz, kendisini yakalayan jandarma görevlileri tarafından maruz bırakıldığı muamelenin, Sözleşme’nin 3. maddesinin kapsamına girmesi için gerekli için gerekli ciddiyet eşiğini aşmıştır. Başvuran, jandarma görevlilerinin muamelesi sebebiyle aldığı yaralar sonucu ilk olarak yirmi bir günlük bir hastalık iznine ayrılmıştır.
Başvuranın köprücük kemiğinin kırılmasının direkt ve özel nedeninden ayrı olarak, jandarma görevlileri tarafından kullanılan yöntemlerin, bir bütün olarak dikkate alındığında, orantısız bir güç kullanımına tekabül ettiği ortaya çıkmıştır. Başvuranın elinde tuttuğu sigara dışında üzerinde tehlikeli objelerin bulunmadığı ya da, en azından meydana gelen olayın ilk safhalarında, jandarma görevlilerini yaralamamış veya tekme ve yumruk atmak ya da başka araçlar kullanarak vurmak suretiyle jandarma görevlilerini yaralamaya teşebbüs etmemiş olduğu konularına itiraz edilmemiştir. Bu nedenle, başvuranın yere yatırılması öncesinde direniş göstermiş olduğu ve jandarma görevlilerinden birinin kolunu ısırdığı tespit edilse de bunlar pasif mahiyettedir. Bu nedenle, jandarma görevlileri tarafından cop kullanılmasının, başvuranın yaralanmasının direkt nedeni olsa da olmasa da, kendi başına haklı bir gerekçeden yoksundur. Dolayısıyla, daha önce belirtilen değerlendirmeler bakımından, başvuranın kontrol altına alınması için kullanılan güç orantısız niteliktedir.
Sonuç: ihlal (bire karşı altı oyla).
(b) Usul bakımından – Başvuranın yakalanmasından itibaren Başsavcı tarafından takipsizlik kararı verilmesine kadar toplamda beş buçuk yıldan fazla bir süre geçmiştir. Soruşturma ise, Başsavcının davayı sulh ceza hakimine gönderdiği tarihten itibaren takipsizlik kararı verilmesine kadar bir yıl on bir aydan fazla sürmüştür. Başvuranı yakalayan jandarma görevlileri hakkındaki suçlamaların ciddiyeti bakımından, davanın ilgili kişi ve olay sayısı açısından nispeten dolambaçsız olması ve soruşturmanın yalnızca beş tanığın beyanlarının dinlenmiş ve fiziksel kanıt olarak sınırlı sayıda hazırda erişilebilir öğenin üretilmiş olması, yargılamalar esnasında yaşanan gecikmeyi haklı kılmamaktadır.
Yerel makamların dava konusu olayların tespitinde göstermiş oldukları özene ilişkin olarak, Federal Mahkeme tarafından soruşturmanın yeninden başlatılmasına karar verilmesi, önemli tanıklarla görüşmelerin düzenlenmesi yoluyla, yargılamaların ilk aşamasında meydana gelmiş olan bazı aksaklıkların giderilmesine olanak sağlamıştır. Ancak, soruşturmaya ilişkin daha fazla adım atılsaydı, başvuranın köprücük kemiğinin kesin olarak nasıl kırılmış olduğu konusuna ışık tutulmuş olurdu. Bu nedenle, 2 Mayıs 2005 tarihli olaya ilişkin soruşturma gerekli özen ile yürütülmemiştir.
Sonuç: ihlal (ikiye karşı beş oyla)
Madde 41: manevi tazminat olarak 4,000 avro; maddi tazminat olarak ise 15,700 avroya hükmedilmiştir.