Lexipedia

Decision

8300/06-judgments-chamber-2014-02-18-15

CASE OF RUIZ RIVERA v. SWITZERLAND - [Turkish Translation] legal summary by the Turkish Ministry of Justice

February 18, 2014English (+ 3 other languages)3 min

Olaylar — Başvuran, karısını öldürmekle suçlandıktan sonra bir psikiyatrist tarafından muayene edilmiştir. Psikiyatrist 10 Ekim 1995 tarihli raporda, başvurana akut paranoid şizofreni teşhisi koymuş ve bu nedenle karısının ölümünden sorumlu olmadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme, başvuranın karısını öldürdüğünü ancak söz konusu zamanda gerçekleştirdiği fiilleri için sorumlu olmadığına ve cezaevinin psikiyatrik koğuşunda tutulmasına hükmetmiştir. Başvuran, 7 Haziran 2001 tarihinde, psikiyatrik muayeneye tabii tutulmuştur. Başvuranı muayene eden psikiyatristler, başvuranın akıl sağlığının 1995’te gerçekleştirilen psikiyatrik muayeneden sonra gelişme kaydetmediği sonucuna varmıştır. Başvuran, birçok kez şartlı salıverme talebinde bulunmuş ve hepsi reddedilmiştir. Adli İnfaz Kurumu’nda görevli, aralarından birinin başvuranı gözlem altında tuttuğu iki psikiyatrist, 23 Mart 2004 tarihinde, tedaviye ilişkin yıllık bir rapor hazırlamışlardır. Söz konusu rapor, 2001 tarihinde hazırlanan psikiyatrik raporun sonuçlarını onaylamakta ve başvuranın hastalığını inkâr etmeye devam ettiğini ve gerekli tıbbi tedaviyi reddettiğini belirtmiştir. Raporda, bu nedenle, başvuranın şartlı salıverilme talebinin reddedilmesi önerilmiştir. Başvuranın bu talebi, 2004 yılında hazırlanan rapora ve 2001 yılında hazırlanan psikiyatrik rapora dayanılarak reddedilmiştir. Başvuran, bu karara itiraz etmiş ve bağımsız bir psikiyatrist tarafından hala tutuklu kalmasına gerek olup olmadığının belirlenmesini talep etmiş ve son psikiyatrik muayenenin 2001 tarihinde yapıldığına işaret etmiştir.

Source coe.int

Facts

Ruiz Riviera / İsviçre - 8300/06 - 18.2.2014 tarihli Karar [II. Bölüm]

Olaylar — Başvuran, karısını öldürmekle suçlandıktan sonra bir psikiyatrist tarafından muayene edilmiştir. Psikiyatrist 10 Ekim 1995 tarihli raporda, başvurana akut paranoid şizofreni teşhisi koymuş ve bu nedenle karısının ölümünden sorumlu olmadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme, başvuranın karısını öldürdüğünü ancak söz konusu zamanda gerçekleştirdiği fiilleri için sorumlu olmadığına ve cezaevinin psikiyatrik koğuşunda tutulmasına hükmetmiştir. Başvuran, 7 Haziran 2001 tarihinde, psikiyatrik muayeneye tabii tutulmuştur. Başvuranı muayene eden psikiyatristler, başvuranın akıl sağlığının 1995’te gerçekleştirilen psikiyatrik muayeneden sonra gelişme kaydetmediği sonucuna varmıştır. Başvuran, birçok kez şartlı salıverme talebinde bulunmuş ve hepsi reddedilmiştir. Adli İnfaz Kurumu’nda görevli, aralarından birinin başvuranı gözlem altında tuttuğu iki psikiyatrist, 23 Mart 2004 tarihinde, tedaviye ilişkin yıllık bir rapor hazırlamışlardır. Söz konusu rapor, 2001 tarihinde hazırlanan psikiyatrik raporun sonuçlarını onaylamakta ve başvuranın hastalığını inkâr etmeye devam ettiğini ve gerekli tıbbi tedaviyi reddettiğini belirtmiştir. Raporda, bu nedenle, başvuranın şartlı salıverilme talebinin reddedilmesi önerilmiştir. Başvuranın bu talebi, 2004 yılında hazırlanan rapora ve 2001 yılında hazırlanan psikiyatrik rapora dayanılarak reddedilmiştir. Başvuran, bu karara itiraz etmiş ve bağımsız bir psikiyatrist tarafından hala tutuklu kalmasına gerek olup olmadığının belirlenmesini talep etmiş ve son psikiyatrik muayenenin 2001 tarihinde yapıldığına işaret etmiştir.

Hukuksal Değerlendirme — Madde 5 § 4: Tedaviye ilişkin 2004 yılında hazırlanan yıllık rapor bağımsız bir psikiyatrist raporuna eşdeğer değildir ve başvuran hakkındaki son psikiyatrik rapor 2001 yılında yapılmıştır. Dorr / Almanya davasında, Mahkeme, başvuranın tutukluluk halinin devamına ilişkin kararı -söz konusu kararın 6 yıl önce hazırlan bir rapora dayanmasına rağmen, başvuranın tutulduğu kurumdaki psikiyatristin rapordaki bilgileri doğruladığı gerekçesiyle - kabul etmiştir. Bununla beraber, mevcut dava, Mahkeme’nin Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar verdiği H.W. / Almanya davasına oldukça yakındır. Kabul edilebilir bir şekilde, söz konusu davada en son rapor 12 yıl önce hazırlanmışken, başvuranın davasında rapor dört yıldan kısa bir süre önce hazırlanmıştır. Ancak, H.W. davasında olduğu gibi, başvuranın gerekli tedavileri görmeyi reddetmesinin sebebi, başvuran ve cezaevi çalışanları arasındaki güven ilişkisinin yıkılması ve bu nedenle meydana gelen çözümsüzlüktür. Bu koşullarda ve başvuranın şartlı salıverilme talebinde bulunduğu sırada akıl sağlığına ilişkin mümkün olduğu kadar net bir resim elde etmek amacıyla, Adli İnfaz Kurumu veya kanton yargıcı en azından bağımsız bir tıbbi görüş almayı denemeliydiler. Kararlarını sadece 2004 tarihli tedaviye ilişkin rapora dayandırarak, ulusal makamlar bu nedenle başvuranın şartlı salıverilmesi için gerekli koşulların var olup olmadığını tespit etmelerine izin verecek yeterli kanıtlara sahip değillerdi.

Considerations

Sonuç: ihlal (üçe karşı dört oyla).

Mahkeme ayrıca yerel mahkemelerin ihtilaf halindeki tarafların delillerini dile getirdikleri bir duruşma gerçekleştirmeyi reddettikleri gerekçesiyle üçe karşı dört oyla 5 § 4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Madde 41: İhlal tespitinin manevi zarara ilişkin olarak yeterli adil tazmin sağlamıştır; maddi tazminat talebi reddedilmiştir.

(Bk. Dorr / Almanya (k.k.), 2894/08, 22 Ocak 2013; ve H.W. / Almanya, 17167/11, 19 Eylül 2013, Bilgi Notu 166)